• Tüm Kategoriler
  • Ahmet Zeki Pamuk
  • Belgezar (Yusuf Çağlar)
  • Burçak Evren
  • Doğan Şenocak
  • Ekber And
  • Entel Bülten
  • Marmara'nın Çığlığı (Hakan Kabasakal)
  • Murat Günsur
  • Ozan Ekin Gökşin
  • Ramili Cemal'in Defterinden
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Seçkin Çekirdekçi)
  • Teferruat (Gökhan Akçura)
  • Yazmadan Baskıya (Seyfettin Ünlü)

Her Şey Bir Öpücükle Başlar

Eski Ahit’in en erotik bölümü olan “Ezgiler Ezgisi” öpücüğe övgü ile başlar: “Öpücükler versin bana ağzıyla şaraptan yeğdir çünkü okşayıp sevmen” (Samih Rifat Çevirisi, Ezgiler Ezgisi, Okuyanus Yayınları, 2002) Konu üzerine yazılmış çeşitli eserler, öpücüğün dünden bugüne öyküsünü öğrenmemize yardımcı olur. Örneğin, Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Adriane Blue’nun “Öpüşme: Metafizikten Erotiğe”   adlı kitabı, öpüşmenin Freud’dan etnologlara, […]

Eski İstanbul

O zamanlar Istanbul’un kokusu ve ruhu vardı Ya da bana öyle gelirdi. Balıkpazarı Beşiktaş köy içi En çok da Tünel Asmalımescit anason ve kekik kokar sanki Tomtom Kaptanı Kumbracı yokuşu Postacılar sokağı Mösyö Glavani’nın ne çok gayrimenkulü varmış Tepebaşı Petit Champs de Pera Sevdiğım önemsediğim insanlar hep göz önünde… Sezer Sezin Halkalı Sirkeci treninde Demirtaş […]

Kayıplar

Bahsettik mi hatırlamıyorum ama yıldönümleri, özel günleri hatırlama ve onunla ilgili yazmak bizi cezbetmiyor. Neden mi? Anlatayım; bir defa hatırlaması fazla kolay hatta sanki mecburi gibi,  sosyal medya devamlı kafana vuruyor. Hatta biraz daha kurcalarsan Zuluların İngilizleri doğradığı günden tut (ki bir bayramdır bizce), ilk balinanın yağından sabun yapılma yıldönümüne kadar her şeyi hatırlatıyor bazı […]

Atilla Oral’ın ardından

Çoğumuz onu hem yazar hem de koleksiyoncu yönüyle tanırız. Ama asıl özelliği bin bir özenle hazırladığı o devasa kitapları yanında taşıdığı küçük bir bavulla yine kendisinin bir gezgin kitapevi gibi pazarlaması idi. Çünkü, içeriği kadar cüssesiyle de bir hayli ağır olan bu kitapların meraklısını bilir, onlara yazdıklarını böylesine pratik bir yöntemle ulaştırırdı. Yazarlığı denli koleksiyonculuğu […]

Kanlı Canlı Gerçek Türk Vampirleri

Yurdumuzda her şey yetişiyor da vampir niye yetişmiyor acaba? Gazete haberlerine bakarsak her tür vahşet, cinayet var da, neden bir vampirizm vakası yok? Bunu kan sevgisinin eksikliğine mi vermek gerek? Yakın dönemlerde karşımıza çıkan Zeytinburnu canavarı da vampirden çok yamyam sayılabilir. Evet dişlerini kullanıyor ama parçalamak için. Bir vampire yakışmayacak kadar kaba bir hareket! Bir […]

Drakula

“Asırlarca evvelki müthiş olayların tüyler ürpertici bir devamı ve hitamını iddia eden bu hadiseler acaba esrarengiz Istanbul’un muzlim köşelerinde vaki oldu mu? Fakat elimdeki vesikalara ne mana verebiliriz? Bu hakikatten şüphe edenler gelip vesikaları asıl hallerinde görebilirler.” Soru güzel, cevap şahane. Bram Stoker’ın Drakula’sını millileştirerek Türkçe’ye çeviren (1928) ve İstanbul’a taşıyan Ali Rıza Seyfi Bey’in […]

VAMPİRTURK

Vampir konusunda ders kitaplarımızda bilgi yok ama 1950’li yıllarda gelişmekte olan Türk çocuklarının vazgeçilmez başvuru kitabı olan Cinsiyet Alfabesi’nde (Çağlayan Yayınevi) bir ipucu var.  Ertem Eğilmez ve Refik Erduran’ın kurup yönettikleri Çağlayan Yayınevi’nin kitaplarının iki temel özelliği vardı. Birincisi her şeye sadece cinsel açıdan bakmak, ikincisi de okuyucularının zekâ yaşı ortalamasının iyice düşük olduğunu düşünmek. […]

820

Sevgili dostlar; Malum bizde bahane bitmez, ilgili genelge mucibince pandemi bitince saldık kendimizi yollara. İş bahanesi ile kendimizi muhtelif şehirlere, keyifli kasabalara doğru attık. Bahanelerimizin açıklamalarımızın detaylarına girmeyelim şimdi. Ama Ayvalık ve Cunda kütüphanelerinden filan bahsedebiliriz. Önümüz tatil bayram, gezersiniz görürsünüz muhakkak. Bir arkadaşımızın evinde akşamüstü oturduk Cunda’da, Ayvalık’a yansıyan güneşi karşımıza alarak. İçecek verdiler […]

Nekropsi

Sahip olduğum kitaplarla iftihar etmek isterken uç örnekler vermeyi severim. Mesela “İki El ve Bir Halıyla Sahil Sesi Nasıl Taklit Edilir” bu kitaplardan birisi. Orijinal başlığıyla “SSS Sahil Sahnesi Sesi: Halı için Tema ve Çeşitlemeler” olan bu eser, 2007 yılında BAS tarafından basılmıştı, ardından Arapça ve İngilizce olmak üzere 2017’de yeniden basıldı. Adından da anlaşılacağı […]

Taksim Bahçesi

Taksim denilince çok geniş bir konu yelpazesi çıkar karşımıza. Maksim’den Gezi Direnişi’ne uzanan ucu bucağı olmayan bir zenginlik saklıdır bu bölgede. Tam ortasında duran Cumhuriyet Anıtı, AKM, Majik Sineması, Taksim Kışlası’ndan Gezi Parkı’na dönüşen park, karşısında şimdi apartmanlarla dolu, bir zamanlar askeri talimlerin yapıldığı Talimhane ve elbette birbirinden renkli eğlence mekanları. Gazinolar: Eftalipos, Camlı Köşk, […]

Arsenik

Aşağıdaki yeşil kitapların renkleri ve detayları ile ilgili yazarken televizyonda bir program başladı. Aklımıza bir eski olay geldi; Hazzopulo Pasajı 2. katta mezat yapıyoruz bi Cumartesi öğleden sonra. Müzayede listesinde Spor kulüplerinin logosu olan sigara paketleri var. Malum tütün tarihi objelerinin çok meraklısı vardır daima. Bir gazeteci dostumuz da köşesinde “bakalım Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş […]

27 Mayıs Edebiyatı

Evet, 27 Mayıs Cumhuriyet tarihinin ilk askeri darbesidir. Ama Türkiye’de asker-politika ilişkisi çok daha eskilere uzanır. Osmanlı’nın büyük ölçüde bir ordu-devlet olduğu konusuna isterseniz hiç girmeyelim. Cumhuriyetin ilk meclisinde ise ciddi bir subay ağırlığı vardır. İkinci mecliste de hemen hemen bütün ordu komutanları milletvekilidir. Savunma, Bayındırlık, Ulaştırma ve İçişleri Bakanlarının asker olması bir gelenek haline […]

Freely ve Stamboul Ghosts

  Juneau’dasın ya da Nisyros’ta. Bir sinema salonu önünde, eski bir Preston Sturges filmi izlemek için bekliyor veya her an patlamaya hazırmış gibi duran yanardağın kıyısında, boğucu kükürt kokusu genizlerini yakarken insanın kaderini kabullenişine hayret ediyorsun. Chennai’dasın, o kaotik ve kalabalık trafikte bir ineğin usul usul karşıdan karşıya geçmesini izliyorsun ya da belki ismini hatırlamadığın […]

Eskilerden bir Rock festivali

Bundan iki sene evvel, Türkiyeli Rock gruplarının tüm albümlerini toplamaya karar verdiğimden beri huzursuzum. Legal albümler bir şekilde bulunabilirken, grupların kendi çıkardıkları demolar, EP’ler, albümleri bulmak o kadar kolay değil. Üstelik belki de 2000’lerin başından bu yana ikinci kez en çok albümün basıldığı zamanları yaşıyoruz. Diğer tüm müzik dallarında (plak hariç) üretim durmuşken, Rock grupları […]

Ahmet Ertegün ve Caz

Günlere, başımızdan geçenlere, memlekette, Dünya’da Mars’ta olanlara, Ay’da olacaklara değinmeden geçiyoruz. Uzay mevzularından öne çıkan patates dağıtımı. Hatta itibariyle ikinci aşılar zamanında yapılacak mi? Yok yok, bizi alkol işine karıştırmayın! Büyük İskender’in tüm seferleri boyunca İlyada’yı (Ἰλιάς) yanında taşıdığını, Napolyon’un hakeza tüm seferlerinde okunmak üzere sandıklar dolusu kitap taşıttığını, (bu kitapların boyları farklı olduğunda sinirlenerek […]

Bir şikemperver olarak Refik Halid Karay

Şikemperver ne demek? Bu sözcüğü Fikret Adil ‘Yemek Edebiyatı’ başlıklı bir dizi gazete yazısında, ‘gastronome’ karşılığı olarak kullanır: “Şikem’ karın mânasına gelir, karnını besleyen, seven demektir. Bir de Fransızca ‘gourmet’ kelimesi vardır. Türkçemizde karşılığı pek yoktur, onu ekseriye ‘gourmand’ ile karıştırırlar, kısaca ‘obur’ derler. Yanlıştır, az yiyen, yediğini seçen, ağzının tadını bilen demektir. Eskiden ona […]

Aldaus Huxley

Türkçe yayınlanan bilimkurgu kitapları biriktirirken eksiklerimi belirlemek, neler almam gerektiğini tespit edebilmek için bulabildiğim tüm kaynakları tarayıp bibliyografyaları incelemiştim. Bilimkurgu eserleri yanı sıra, bilimkurgu yazarlarının başka türlerdeki eserlerini de belirleyip topluyordum. Bu konuda yeterli çalışma yok, erken dönem bibliyografya taslaklarının internetteki bölük pörçük bilgilerle derlendiği çalışmalar var ama yetersiz. Dört başı mamur, hiç şüphe duymaksızın […]

Alaaddin Dal

Pek kimse bilmez, zamanında bilenler de artık çoktan unutmuştur ama orta okul lise yıllarımda saksafon dersleri almıştım. Hiç kimseye danışmadan bir soprano saksafon bulmuştum, oysa, başlangıç için ideali altodur, zira, nefesli sazlar küçüldükçe, çalması zorlaşır. Bunu bana, daha ilk derste, kemik gözlükleri, sevecen ama disiplinli tavrıyla Alaaddin Dal söylemişti… Keman, piyano, saksafon… Aklınıza ne gelirse […]

Unutulmuş bir efsane: Küçük Vali

1900 yılında doğdu. Adı Fahrettin Kerim’di. Sonra Gökay soyadını aldı. 1922’de Tıp Fakültesinden mezun oldu, Münih’te akıl hastalıkları kliniğinde ihtisas yaptı. Seksen yılı aşkın yaşamında doktor, Yeşilay’cı, İstanbul valisi ve belediye başkanı olarak tanındı. Boyundan iki kat uzun elliye varan kitabı yayınlandı. Karikatüristlerin çize çize bıkmadığı ünlü “Küçük Vali”mizdi. Bundan kırk yıl kadar önce 22 […]

Hüseyin Rahmi ve Miralay Hulusi Bey

  Dostlar; Artık yeni sene ile birlikte daha sık ve düzenli bir şekilde karşınıza çıkmaya özen göstereceğiz. Hep beraberce sıkıntılı günlerden çıkıp bol kitaplı, koleksiyonlarımızla haşır neşir; keyifli sanat ve kültür haberlerini paylaşarak daha güzel ve umuyoruz daha sağlıklı günlere doğru beraberce yolumuza devam ederiz. Geçen hafta geniş bir şekilde bahsettiğimiz ‘Anılar ve İmzalar’ müzayedesinde, […]

Orhan Veli’nin Kedileri

Orhan Veli’nin kedisi yok, başlık yanıltmasın sizi. Ama eski sandıkları karıştırınca, karşımıza kedili şiirleri çıkar. Bu şiirleri anlamak için oldukça eskilere gitmemiz gerekiyor. Erol Güney, küçük bir çocukken Rus İhtilali’nden kaçıp İstanbul’a gelen bir Yahudi ailenin ferdi. Kırklı yıllarda “Tercüme Bürosu”nda çalışmış. Sonra gazetecilik yapmış. Daha sonra da Demokrat Parti’nin gazabına uğrayıp vatandaşlıktan atılmış. Haluk […]

Denizaltı mürettebatından bir fanzin: Periskop

Fanzinleri oldum olası severim. Üreticisinden doğrudan meraklısına ulaşır. Artık hangi konuysa, bu konuya ilgisi olanları bir araya toplar. Kâr amacı gütmez. Sansür mekanizmalarından nasibini almaz. Biçim ve estetik kaygısı yoktur. Bir koleksiyoner için ne kadar olumsuz özellik varsa hepsine sahiptir ama yine de arayınca bulunamadığı için kıymetlidir. Zira, daha evvel Entel Bülten’de death metal konulu […]

Hans Sachs’ın Öyküsü

Sevgili dostlar, Bu iş reklam arasında kulağına maç sonuçları açıklanan rahmetli Cenk Koray’ın takımları ve sonuçları karıştırması ve 1-0 biten Fener- Ankaragücü maçını canlı yayında “Beşiktaş 2 – Gençlerbirliği 1” olarak anons etmesi meselesine dönecek biliyorum ama galiba yıllar önce aktaran Nilgün Belgün’dü: Bir tiyatro oyunu sırasında Belgün ne diyeceğini hatırlayamıyor, uzunca denebilecek bir süre […]

Yeni Yılda

Yeni yılımızı kutladık, kendimizi eve kilitledik bekliyoruz. Kutlamalar hatırlama günleri, tekrarlayan günler, monoton bir rutin kavuruyor, meterolojik kurumanın yanında. Çok hırpalandık, hastalandık; dostumuzu can kardeşlerimizi kaybettik. İki ayı geçkin süredir kimsenin ayağına dolanmıyoruz, sırnaşmıyoruz. Gökhan Akçura’dan Sonbahar yazısı istediydik, yayınlayıncaya kadar kış geldi neredeyse bahar gelecek. Vak’a mevsim filan kalmadı, arılar karasinekler vızıldıyor Noel gününde […]

Almanya’da Türkler, Türkiye’de Suriyeliler

Benzer bir başlığa sahip kitabı Aziz Nesin yazmıştı, hatırlarsanız. Bulgaristan’daki Türklerin asimilasyonu ile Türkiye’de Kürtlerin başına gelenler arasında paralellik kuruyor, toplumu ırkçı fikirlerden uzak durmaya çağırıyordu. Benzer paralelliği Türkiye’deki Suriyeliler ve Almanya’da göçmen Türk işçiler arasında kurmak da mümkün. Bu benzerliklerin ne olduğuna dair uzun uzadıya tahlillerde bulunmak yerine, Suriyelilerin aslında Türkiye’ye katabileceği potansiyele dair […]

Orhan Veli’nin Vefatı’nın 70. Yılına Doğru Bir Güzel Fotoğraf Hatırası

Orhan Veli Kanık’ın (13 Nisan 1914 – 14 Kasım 1950) vefatının 70. Yıldönümüne bir ay kaldı nerdeyse. 36 yaşında Ankara’da yaşadığı talihsiz bir kaza sonrasında İstanbul’da hayata gözlerini yuman şairin kaleme aldığı otobiyografisi de hayatı gibi sade ve etkili: “1914’te doğdum, Galatasaray ve Ankara Liseleriyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde okudum. Şiir kitaplarım: Garip, Vazgeçemediğim, Destan […]

Sonbahar

Yaz benim için her şey dahil otellerden olabildiğince uzak, kimseciklerin olmadığı sakin kumsallarda sadece bir kitapla yaptığım yolculuklar demektir. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi, hep özlemle andığım bir Assos otelini hatırlıyorum. Bu tarihi merkezin batısındaki bir köyden kendini aşağıya bırakırsın, bir Temmuz ayıdır ve yokuş aşağıya kıvrıla kıvrıla inerken üç şey gözünün önüne […]

Pierre Loti, Mahmut ve Belkıs

Pierre Loti, esrarengiz bir takım duygulara sahip olduğuna inandığı kedilere büyük sempati duyardı. Hatta iki kedisini anlattığı bir de küçük kitabı vardır: Vies de Deux Chattes (1907). Kedilerinden biri beyaz bir Ankara kedisidir. Bu beyaz kedisine Madam Moumoutte Blanche adını vermiştir. İkincisi ise bir Çin kedisidir: Madam Moumoutte Chinoise. Yazımıza eşlik eden Rousseau tablosunda Loti’nin […]

Koku, Huzursuzluk ve Çizgi Roman Fiyatları

Sevgili dostlar; Eylül ayında gönderdiğimiz Entel Bültenimiz çok beğenildi. Muhtelif dostlarımızdan gelen mesajlar memnun etti bizi çok. Biz de donduk yazarlar kuruluna dedik ki “aman ne güzel, bu meyanda devam edelim dedik. Yani bir de Ekim yazısı yazsak benzer” vayy efendim ne bu tekrarcılık tek düzelik Entel Bülten’e yakışır mıymış herkese benzemek.” Sindik tabii ki. […]

”Bu Şehr-i İstanbul ki” Kitap Tanıtımı

SEVGİ VE SAYGI İSTİYORUM Ya da nafile cemiyetler tarihi 1945 yılında sıcak bir haziran günü. Profesör doktor Zeki Zeren, Kadıköy’ü, Bahariye caddesindeki evine gitmekte. Yolda yine kendisi gibi doktor olan bir arkadaşıyla (İhsan Karlıklı) karşılaşır. Bu sinirli dost derdini anlatmaya başlar: “Azizim, yeni yaptırdığım yazlık keten elbisemi bugün ilk defa giymiştim, sokakta giderken bir evin […]

Bile Bile

Bir DeLorean ve ben. 1950’lerin İstanbul’una gitmişiz dün gece. Genç denebilecek bir yaşta kaybettiğim dedem vatani görevini yaptığı Sepetçiler Kasrı’nın yatakhanesine çıkıyor ahşap merdivenlerden. Babam yedi sekiz yaşında, annem henüz doğmamış. Dutluklar, çalılar, kelebekler yerli yerinde. Herkes geride kalan ve tüm şehri haftalarca karlar altında bırakan kara kışı konuşuyor hâlâ. Bir adam -Beylerbeyi civarlarında oturur- […]

Bir Shakespeare Okuru Olarak Milton

(Folger Library’nin Fisrt Folio koleksiyonu. 82 kopyayla dünyanın en büyük First Folio koleksiyonlarından biri, günümüze kadar gelen kopyaların üçte birine sahipler.) Bu hafta sizlere geçtiğimiz haftalarda bulunan ve edebiyatla ilgilenenler için oldukça heyecan verici bir kitap kopyasından bahsedeceğiz: Shakespeare’in Fist Folio’sunun John Milton’a ait olduğu ve onun tarafından üzerine not alındığı düşünülen bir kopyası bulundu. […]

Sahaflar ve koleksiyonerler için dönemlere göre algılar da değişti mi?

     Geçtiğimiz günlerde aradığım iki Osmanlıca eser için telefonlaştığım Ankara’lı sahaf dostum Cantürk Coşkun ile hasbıhal ederken, koleksiyonerin kitaplara ulaşmasında Sahaf olgusunun önemi bir kez daha gündemimize gelmişti. Cantürk Coşkun, Ankara Sahafları’nın duayenlerinden Merhum Ethem Coşkun’un oğlu olduğundan, kitap-insan ilişkisi kapsamında nice hatıralara tanıklık etmişti. Bu hatıralar yumağında zaman zaman da izlenim ve yorumlarını kaleme almış, yazıya dökmüştü. Telefon muhabbetinin […]

II. Ramses’in Pasaportu

Bilmeyenler çoktur. Entel Bülten’in (kendince tayin edilmiş) başyazarı, geçmişinde orta doğu ülkelerinde zaman harcamış, askerlikten yırtmak İçin en az 1 yıl şartı ile Suudi Arabistan’a gitmiş, sonra dönmeyi becerememiş 8-9 yıl sağda solda sürtmüş biridir. Askerliğini 56 gün yapmış, yanında 20 bündoyçe mark savunma bakanlığı bütçesine katkıda bulunmuş, sonradan 10 bin marka düşmüş olan bedeli […]

Esirgeyen Gökyüzü

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Cezayir’in bir ucundaki dağlık bir bölgede bir kabilede adları Utka, Mimuna ve Ayşa olan üç kız yaşarmış. Gün gelmiş, bu üç kız kısmetlerini aramaya M’Zab kentine gitmişler. Para kazanmaktan daha çok istedikleri bir tek şey varmış: Çölde çay içmek… Kızlar kafelerde dans ederek geçinmeye çalışıyormuş ama kentin erkekleri hem […]

Orta Çağ’da Eğitim

Efendim, bildiğiniz üzere iki hafta evvel okullar açıldı. Kendisinin ya da çocuklarının telaşesini atlatanlar ya ilk Pazartesi ansızın içine düştükleri trafikten ya sosyal medyada söylenenlerden ya da bu yazının yazarı gibi hemen yanı başındaki okulun sabah yedide çalan zilinden ve bahçesindeki çocukların ağlamalarından dolayı bir şekilde telaşenin içine düştüler. Bu yazı, aslen okulların açıldığı ilk […]

Cam Şişenin Kısa Tarihi

Hakan Kabasakal     Günümüzde şişe üretmek için metalden seramiğe, camdan plastiğe kadar genişleyen zengin bir ham madde yelpazesine sahip olsak da, başlangıçta elimizdeki seçenekler sadece cam ve toprakla sınırlıydı. Üstelik kadim ustaların şişe ve benzeri kapları yaparken kullandıkları bu kısıtlı ham maddelerin saflığı, günümüzde kullanılan arıtma teknolojileriyle saflıkta neredeyse mükemmelliğe ulaşan ham maddelerin yanına […]

Koleksiyoner ruhu mu? Para kazanma amacı mı?

Yıllarca evvel Üsküdar sahilde bir çay bahçesinde kitapsever ve koleksiyoner olmanın ötesinde tekke musikisini en iyi bilen üstadların başında gelen rahmetli Nezih Uzel ile oturup kitaplardan, koleksiyonlardan konuşmuştum. Bugün o sohbetin hatırasını hatırlarken, yazıma konu olan detay da kendiliğinden oluşuverdi. Evet, neden koleksiyon yapıyoruz? Kendi payıma bir takım farklı konulara duyduğum yakın ilginin yansıması olarak, […]

Arkadaşlar

Üçümüz de yurtta kalıyorduk. Biri Ankaralıydı, yurda hak kazanmış çalışkan bir çocuktu, hafta sonları eve gider, hafta içi üniversitenin dışına çıkmazdı hiç. Diğeri taşralıydı. İki yan odamda kalıyordu, o da gayet iyi bir talebeydi, malum dershanede okumuş, burslu Bilkent’i kazanmıştı. İkisi de saf Anadolu çocuklarıydı, dindar ve içten. Biri uzak akrabamdı, kapıyı çalmış, ismimle beni sormuştu. “Hayırdır?” […]

Evlerde ve Ofislerde Kütüphaneden Ne Haber Vardır?

Bir dönem Yalova Kağıt Müzesi projesini başarı ile ortaya koyan ve fakat her zaman olduğu/olageldiği gibi devlette devamlılığın sadece sözlerde kaldığı günümüz dünyasında, projesinin gelişimi gerçekleşmeden emekli edilen kadim dostumuz sanat tarihçisi Dr. Sadri Sayıoğulları’nı geçenlerde Taksim’de görünce bir kahve sohbeti yapmadan ayrılmak olmazdı. Nitekim öyle de oldu. Hocanın eski günleri yad ederken kullandığı bir […]

Entelektüel ve Entel Bülten

Niye böyle başlık yazdık. Okunmuyor, diye şikayet edip duruyoruz da ondan. Sağ olsun bir çok abilerimiz, dostumuz bu metinler kaybolmasın, kitaplaşsın filan diyor da. Neyse yayıncılık şurası değil burası. Peki yukarıdaki gazete kupürü nedir? Valla biz bilemedik. Orhan Selim diye bir zat, ahkam kesmiş. Kesile kesile de entelektüel, entel’e kadar da gelmiş. Oradan da Entel Bülten çıkmış. […]

Mercimeğin Köpüğü

Aslında her şey çok keyifsiz başlamıştı. Birkaç gündür midem tatsızdı ve sabahın köründeki ilk uçakla Bodrum, oradan İstanköy, ardından da ertesi gün Nisyros’a gidecektim. Havalimanında beklediğim yerde mercimek çorbası vardı. İçmeli mi içmemeli mi? Hemen küçük bir araştırma yapmak için cep telefonuma sarıldım. Bir Internet sitesinde şöyle yazıyordu: “Mercimeği kaynattıktan sonra üzerindeki köpüklü su alınmazsa […]

Sahaf Festivallerinin Önemi

Bu yazı yayımlandığı zaman muhtemelen bitecek olsa da, geçtiğimiz günlerde Kadıköy Belediyesi tarafından tertip edilen ve geniş bir katılımla ilgi gösterildiğine şahit olduğum  Sahaf Festivali’nin bıraktığı intibalar ekseninde, koleksiyonerlik ve kitap tutkusu özelinde kimi hususları dile getirmek istiyorum. Eski zamanlarda malumunuz sahaflara uğramak, hasbihal etmek ve böylece kitaplara ilgide devamlılık göstermek; kitapların dünyasında var olmak […]

Göçmen

Son dönemlerde size gelen mesajlarımız, (bazıları) isminizle ile hitap ederek başlıyor. Kullandığımız sistemin bir hediyesi. Aslında fevkalade samimiyetsiz. Çünkü gönderdiğimiz mesaj ortaya giden bir mesaj; okuyan okusun, gerisi okumadığı için kendi düşünsün zihniyeti ile yazılmıştır. Yani her ne kadar kişiselleştirmek çabası varsa da aslında değildir. Kişisel hitap, bizim buralarda biraz sıkıntılıdır. Taksiye bindiğinizde, günaydın demek; hele […]

Kadınlar, Prensler ve Papağanlar

Bu hafta konumuz rastlantıyla bulunan iki önemli eser: Schiele’nin harika bir çizimi ve Küçük Prens’in daha önce görülmemiş deneme çizimleri. Schiele’nin çizimi bir koleksiyoner tarafından Habitat for Humanity’ye ait bağış mağazasında bulunmuş. Görür görmez çizimin Schiele’ye ait olduğunu anlayan koleksiyoner parçayı satın almış. Sonrasında parçanın orijinalliğinden emin olmak için Schiele uzmanı ve ressamın tüm eserlerini kataloglayan ilk […]

Derinlerde Gizlenir Zaman Yolcusu

Hakan Kabasakal             Eski şişe meraklıları çeşitli kaynaklardan beslenirler. Aralarında yeri kazıp yaşlı bir şişe uğruna toza toprağa bulanmayı, eski çöplükleri eşelemeyi göze alanlar olduğu gibi, antikacılardan ya da internet mezatlarından başka bir yere uğramayan, aman üzerim kirlenmesin diyen titizler de var. Fakat bu makalenin yazarı ise eski şişeleri ne toprağın altında ne de antika […]

Orhan Boran’dan Zeki Müren’e

Bayramdan döndük, kazasız belasız. Şükürler olsun. Ancak bir baktık ki, sadece biz dönmüşüz. Kimseler yok, en azından zihnen veya irtibat olarak. Döndük müzayedemize; bazı kitaplar, resimler, evraklar baktıkça hafızamızı gıdıklıyor, hatta tetikliyor. 1960 – 1965 arası olmalı. Pazar Akşamı saat 10:00. Yatmış olmam lazım, sabah okul var, ama babaannemin koynunda reklam programlarını bekliyoruz. Transistorlu radyosunda. […]

Ali Rıza Kardüz (Güngör Uras)

Güngör Uras’ı kaybedeli bir yıl olmuş. Kendisini on beş sene kadar önce Maslak Sanayi’de görmüştüm. Biraz iş deneyimim olsun diye ara ara Cumartesileri bir otomobil serviste çalışırdım. Yine böyle bir gün eve dönmek üzere yola çıkmış, ışıklarda beklerken, yanımdaki aracın sürücüsüyle göz göze geldik, selamlaştık. Bu kadarcık, maalesef. İnsan bazen hemen yanındakiyle sohbet etmek, şakalaşmak, […]

Yoksa Marmara’da Köpekbalığı Saldırısı Oldu Mu?

“Hani insanın ne olduğunu bilmediği, fakat yüreğinin derinliklerinde hissettiği bir korku vardır. Kahreder adamı… İşte o cinsten bir duyguyla sarsıldım. Bir şey görmüyor, fakat tehlikenin yaklaştığını hissediyordum. Derken hafif sağımda, uzakta, bir büyük karaltının üstüme doğru geldiğini fark ettim. Hayrola! Yoksa bir cep denizaltısıyla mı karşı karşıyayım? Ne münasebet! İnme inmiş gibi, olduğum yerde kalıveriyorum! […]

Cilt Kitabın Önüne Geçer Mi?

Yaşayan bir sahaf dostumuz, ciltli kitaplara tutkulu olmasından mıdır,? Bilinmez; şiirden, romana, felsefeden, Osmanlıca-Arapça koleksiyonluk kitaplar çeşitliğine uzanan bir genişlikte, stoğuna giren kitapların büyük çoğunluğunu hemen cilde göndermesi ile tanınmıştır.  Bu duruma yıllardır şahit olduğum için, şunu kendi kendime sorarım: Kitap mı mühim? Cilt mi? Elbette ikisi de mühim. Pek çoğumuz için kitabın ciltli olmasının […]

İstanbul Ansiklopedisi

Reşad Ekrem Koçu’nun meşhur İstanbul Ansiklopedisi ofisimize gelince mecburen oturup karıştırdık, karıştırınca da bu hafta Entel Bülten’e birkaç kısım taşıyalım dedik. Malumunuzdur, İstanbul Ansiklopedisi’nin en eğlenceli yönü, yahu bunun İstanbul’la ne alakası var dediğiniz kısımların dahi Koçu tarafından bir şekilde İstanbul’a bağlanmasıdır. Örneğin, ansiklopedinin F harfinde “Fil Hastalığı” alt başlığı gözüme çarptığında ilginç gelmişti. Önce […]

Bir Kurban Bayramı Hikayesi

Okuyacağın olay tamamen gerçektir. Anlatacaklarımda isim olmayacak, yoksa bir gün bu satırları okuma ihtimali olan değerli bir arkadaşıma akıl hastası zannı vurulabilir. Hem belki de onu tanıyanlar çıkacaktır. Bahse konu arkadaşım 2010 yılında İstanbul’un uzakça bir banliyösüne taşındı. Yılı net hatırlıyorum çünkü o sene Güney Afrika’daki Dünya Kupası finalini İspanya kazanmıştı. A.K evine yerleştikten bir […]

Derinlerden Kaynar Sodanın Hası

Hakan Kabasakal Memleketin altı sanki bir şifa deposu. Kazmayı nereye vursanız, faydaları saymakla bitmeyen sular fışkırıyor. Öyle şanslı bir coğrafyada yaşıyoruz ki nereyi delseniz topraktan şifası dillere destan bir pınar kaynıyor. Bazen kuyu açmaya bile gerek kalmıyor, zira yolunu bulan şifalı su kendiliğinden yeryüzüne çıkıyor. Yerin derinlerinden gelen mineralli suyun sodaya dönüşmesi için biraz karbondioksit […]

Kitaplar İçinde Melami: Bir Hilmi Hoca Var İdi (1941-2013)

Önce eski bir gazete haberi okuyalım girizgah niyetine: 4.5.2003 tarihindeki bu haber şöyle : “Japonya’ya gönderilmek üzere Eminönü PTT Paket Servisi’ne bırakılan koliden şüphelenen yetkililer, polise ihbarda bulundular. Postaneye gelen Mali Şube ekipleri, koliyi açınca içindekinin antika bir İncil olduğunu gördüler. Bunun üzerine polis İncil’e el koydu. Kolinin üzerinde yazılı bulunan adrese giden polis, emekli […]

Sarmal İmge: Orta Çağ Yazmalarında Salyangozlar

Paris, MS. 62 Bu hafta Orta Çağ yazmalarını süsleyen illüstrasyonlara geri dönüyoruz. Konumuz yine hayvanlar ama bu sefer kediler kadar sevmediğimiz, evcil olmayan, hatta bahçelerimizdeki yeşillikleri korumak için çok çaba sarf ettiğimiz bir hayvanın, salyangozun Orta Çağ el yazmalarındaki temsilinden bahsedeceğiz. Genelde yazmaların “marginalia” denen kısımlarında bulunan salyangoz illüstrasyonları birçok araştırmacının dikkatini çekmiş. Özellikle 1290 […]

Titanik

James Cameron’un Titanik filmini Ankara’da, bir üniversite talebesiyken izlemiştim. İnönü Bulvarı’yla Atatürk Bulvarı’nın kesiştiği noktada -ki bence Ankara merkezin başlangıç noktasıdır- bulunan Batı Sineması filmi başkentimizde gösteren yalnızca iki sinemadan biriydi. Yetkililer seyirciye tam bir Titanik hissiyatı yaşatmak için Cameron ve yapım firmasıyla özel bir anlaşma yapmış olacak ki, salondaki en küçük boşluklara dahi sandalyeler […]

Kitaplara Meftun Olanlar İçin Müzayede Şifası

Hatıralar içinde geçmişe dönük bir hatırlamalar zincirine tutunduğumda, 2000’lerin başında bir kitap müzayedesini özellikle anmak isterim. Hilton Oteli bahçesinde bahar mevsiminin ılık bir pazar akşamında tertip edilen bu müzayedede (Librairie de Pera Müzadesi) sanat, tarih ve seyahatname kitapları çeşitliliğinde beş yüz kalemi geçen eser müzayedeye çıkmıştı. Baskı kitapların yanı sıra bir kaç el yazma eser […]

Barack Obama

Bir kitap ile müthiş karlı yatırım hikayesi anlatacaktım ki, girişe yanlış resim koyduğumuzu farkettik. Mecburen resim üzerinden devam edeceğiz. Basketbolcuyu tanımanız pek mümkün değil, yüzü görünmüyor, çok sıkı bir meraklı olsanız da münkün değil. Ama belli de olmaz, bazıları var ayakkabıları bir tek Maykıl Cordan böyle bağlar filan deyip tanıyor. Neyse uzatmayalım, Lise maçında pota […]

Oyun Oynamak Gibidir Gazoz İçmek

Hakan Kabasakal Çocukluğumun bir ayrıcalığıydı gazoz içmek. Aklıma her estiğinde içemezdim o köpüklü neşeyi, mutlaka özel bir şeyler olması gerekliydi. Aile boyu şişe genelde haftasonları alınırdı ve hakkınız genelde bir bardaktan fazla olmazdı, hemen bitmesin diye ağır ağır yudumlanırdı. “Aman şekerli, aman çok içmesin yoksa şişmanlar!” diye telaşa kapılmazdı büyükler; zira, sabahtan akşama kadar sokakta […]

Mars’a Bakış

Geçen yazımda büyük yeğenimin on iki yaşında olduğu yazmam evde küçük bir infiale sebep oldu çünkü kendisi aslında on iki değil, on dört yaşındadır. Hepiniz bilirsiniz, o dönemlerinde insanlar bu mevzuyu bir gurur meselesine dönüştürebiliyor ve bizimkisi için de durum pek farklı değil. İzmir’de yaşayan bu genç adam bir süredir sınıfından bir kıza aşıkmış, onun […]

Sırlı Bir Kitap Dostu: Albay Selahaddin Alpay (1910-2001)

Sanırım 1998’in başlarındaydı. Bir Cumartesi günü Beyazıt’a, Sahaflar Çarşısı’na uğradığımda, her zaman olduğu gibi İbrahim Manav bey’i ziyaret etmiş idim. Hoş beşten sonra kendisine bir kitap sordum: Bosnalı Abdullah Efendi’nin Füsus Şerhi. İbrahim bey, bu eserin iki baskısı olduğunu, ilk tab’ının Bulak Matbaası’nda ikinci baskının da İstanbul’da yapıldığı bilgisini verdikten sonra, “çok zor bulunur Bulak […]

Miro

24.07.19. 01.52. Bugün (aslında şu an gece demeliyim) size eşimin halk oyunları oynayan yeğeninin hüsranla bitmiş ilk aşk macerasından, Weegee lakaplı Arthur Fellig’in 1943 tarihli Mars’a Bir Yolculuk isimli fotoğrafından, bir teleskopla uzayın derinliklerine de baksa insanın aslında kendine baktığından, dün gece Kalamış’ta Sinematek/Sinemaevi’nin gösterimini yaptığı The Kid’den ve filmin başrolündeki çocuk oyuncu Jackie Coogan’dan […]

İstanbul Beyefendisi Bir Koleksiyoner: Şevket Eygi

“Dünyanın en büyük havaalanları, köprüleri, tünelleri, yat limanları bizdeymiş. Efendi, bu edebiyatı bırak da, dünyanın en güçlü ve vasıflı okullarından, kütüphanelerinden, kültür ve sanat merkezlerinden bahs et bana.” (Şevket Eygi 1933-2019) Marx’ın bir sözünü hatırlıyorum; “İnsani olan hiç bir şey bana yabancı değildir” diye. Bir Latin özlü sözünden dönüştürülmüş bu vecize, kitaplar ile hayatı boyunca ünsiyeti (karşılayacak yeni kelime […]

Lumummba

Şimdi, bu başlık ilk defa duyan bazıları için ‘hopaşinanay, zımtrinay, tinanay, tinanay’ ya da ‘Hülooğgğg’ kıvamında gelebilir. Bu arkadaşlara Bodrum veya Alaçatı civarında, bir gece kulübünde (veya bir kaç kapı yaparak) hatta, sabaha doğru işkembe çorbası uygundur…  Başlıktaki kelimelere çok yıllar önce bir Tenten  macerasında rastlamıştık. ‘Tenten Kongo’da’ isimli olsa gerek. Tenten her zamanki ekürisi ile […]

Haftanın Kütüphanesi: Eşekli Kütüphane

Bu haftanın kütüphanesi 1940’lı yılların Türkiye’sinden. Bu hikayeyi muhakkak bir çoğunuz duymuştur ancak geçen hafta gezen tekne kütüphaneden bahsedince dayanamadık ve eşekli kütüphaneye Entel Bülten’de yer açmaya karar verdik. Hikaye 1943’te Mustafa Güzelgözadlı genç bir memurun Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne atanmasıyla başlar. Köylülerin kütüphaneye uğramadığını fark edince bir eşek aldırır, sırtına iki adet üstünde “Kitap […]

Geyikli ve Zürafalı Bir İzin Yazısı

Malumunuz geçtiğimiz hafta yazmıştım, yaz geldi ve hatta geçiyor, bu vesileyle biz de, ailecek kendimizi bir Yunan adasına mı atsak diyerek Şengen vizesine başvurmuştuk. İkitelli’nin dumanlı bacaları arasından (ofisim tam pik dökümcülerin karşısındadır) kısa bir süre için de olsa kurtulup bir süreliğine bir ada havası almak için şimdi yollardayım. Yollardayım derken, eşim ve biri yedi […]

Kitap Aşığı Bir Şahsiyet: Fahri Bilge

Yıllar evvel (2002) Kadıköy’de  bir sahaf ziyaretinde edindiğim matbu Neccarzade Şeyh Rıza Ef. Divanı’nın (Tuhfet’ül İrşad adı ile basılmıştır), cildinin iç kapağında büyükçe bir ex-libriz vardı; “Şikago Üniversitesi” diye, hemen üstünde de bir imza kaşesinde “Fahri Bilge” ismi basılı idi. Ilk başta dikkatimi çekmemiş olsa da eseri aldığımın ertesinde bu eserin eski banka müdürlerinden meşhur […]

Mao Zedung El Yazısı

Beni ilgilendirmez efendim ben zaten Cuma akşamından gönderiyorum yazıyı / defalarca belirttik, düzenli ve her hafta aynı günde göndermenin avantajlı olacağını, alışkanlık sağlayacağını / niye düzenli olunca alışkanlık sağlasın ki, muhteva güzel olunca alışkanlık hasıl olur / hasıl olmak ne demek / yani galiba oluşmak filan / ben bir yazıya başlamıştım ama öbür haftaya ancak […]

Çevirmenler

Şu ca(a)nım yaz ayları geldi-geçiyor, bu vesileyle biz de, ailecek kendimizi bir Yunan adasına mı atsak diyerek Mayıs sonunda Şamgen vizesine -pardon, o bambaşka birşeydi- Şengen vizesine başvurduk. Vizelerimizin hazır olduğu bildirildiğinde, Harbiye’nin yolunu tuttum -zira malumunuz, bu merkezi semtimiz tüm yurttaşlarımızın vize işlerinin başkentidir. Çalışan görevli ölçü almaya çalışan bir terzi titizliğiyle bize vereceklerini […]

Müteferrika Kitapların Güzelliği

Koleksiyon kültürü içinde yazma eserler kadar, matbu eserlerin de önemi vardır. Tabi burada önceki yazılarımda da yer yer değindiğim gibi; koleksiyon oluşturmada biriktirmek, adet çoğaltmak, istiflemek mi; yoksa belli konular ve kavramlar etrafında şekillenmiş bir yaklaşım mı öne çıkıyor ona bakmak lazım. Aslında şunu demek istiyorum: sadece yazma eserler koleksiyonu yapıyorsak mesela 150.000 adeti çoktan […]

Zamanda Kaybolmuş Biralar

Bardağa doldurulduğunda altta kalan sarı sıvıyla üstteki beyaz köpük insanın iştahını açan görsel bir zıtlık yaratıyor. Buz gibi biraya hayır demek zor, hele de ortalığı kavuran yaz mevsiminde. Ademoğlu asırlardır lıkır lıkır bira içiyor. Serinletmekle kalmıyor, böbreklerden mesanenin çıkış kapısına kadar boşaltım sistemini şelaleye çevirip kafayı güzelleştiren bira Sümerler’in icadı. İşin bu detayına bulaşmaya niyetim […]

Dunning-Kruger Etkisi

Vallahi önce bir şey söyleyelim. Pazar günleri gönderme işini oturtmuştuk, veya öyle zannediyorduk. Seçim girdi, aynı seçim bir daha. Kimse okumaz şimdi seçim günü dedik bir kaydırdık, bir daha toparlayamıyoruz. Bu konuda bir, ne derler, anket yapsak diyoruz ama, şimdi o ileri teknoloji bir iş. Ayrıca milletin sıtkı sıyrıldı bu anket işlerinden her dakka bir ölçüm, […]

Küçük İskender

Şair Küçük İskender’i 55 yaşında kaybettik. Sevenleri ve sevmeyenleri, övenler ve yerenleri ile bir şair yaşadı ve aramızdan ayrıldı. Işıklar olsun yeri. Kendisi öldüğü zaman insanların dansa gitmesini, bir önceki gece dansa gidenlerin ise uzun zamandır görüşmedikleri sevgililerini aramasını istediğini söylemiş vakti zamanında. Dünyadan böyle bir insan geçti diye… Biz de bir şairi anmanın en […]

Fotoğraflarla Orta Doğu

Tamara Toumanova, ballet dancer, 1945, by Armand (Armenak Arzrouni) (Credit: Armand collection, courtesy of the Arab Image Foundation) 1997 yılında Lübnan’da Orta Doğu’lu fotoğrafçıların çektiği fotoğrafları toplamak için kurulan Arab Image Foundation bugün 500.000’den fazla fotoğraf ve 300’den fazla koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Yirmi yıldır kitaplar yayınlayan ve sergiler düzenleyen kurum sonunda 20.000 fotoğrafı dijitalleştirerek […]

Norman’a Bir Veda

Geçen hafta eski hocam, değerli dostum Norman Stone hayata gözlerini yumdu. Yüksek lisansa başvurduğum zaman pek de parlak olmayan üniversite yıllarım için övgü dolu bir referans vermişti, ki bu adam, bazı (hak eden) öğrencileri için pek de iç açıcı olmayan -hatta yerin dibine sokan!- “tavsiye” mektupları kaleme almasıyla bilinirdi. Düşünsenize, hocanız yüzünüze gülerek sizi yeren […]

Kitap Tutkunu Bir Musiki Üstadı: Cüneyt Koşal

Eskiden beri merak ettiğim bir ayrıntı vardır. Kitap tutkunu olan şahsiyetlerin meslek gruplarına göre dağılımını yapsak acaba nasıl bir tablo çıkar ortaya.  Kitap toplamak ve bu toplamayı ileri boyutta bir genişliğe taşımaya karar veren için maddi unsur temel engellerdendir şüphesiz. Hani derler ya, kitaplar derya denizdir, ucu bucağı bulunmaz. Paranız olsa da para dayanmaz. Bunu […]

P)hilip) K(indred) D(ick)

Bu hafta başlık konumuz PKD. Boşveriniz çağrışımı. Hiç politik filan değil, bilakis ve bilhassa bilim kurgu. Umarız meraklısı vardır okuyanlar arasında. P)hilip) K(indred) D(ick) 20. yüzyılın en önemli bilim kurgu yazarlarından. PKD yazmamızın sebebi de şu anda dünyada binlerce olan hayranları ve takipçilerinin onu bu isimle anmaları ve hatta ilgili internet sitesinin de bu adlı […]

Koleksiyonerin Yalnızlığı

https://www.independent.co.uk/news/people/obituary-alan-thomas-1537961.html   Entel Bülten’in mimarı Ekber bey dostumuza hafta içinde uğradığımda ofisindeki kitaplar yüzünden adım atacak yer kalmadığından olsa gerek, hemen bir üst katına  yerleşme hazırlıkları içinde buldum kendisini. Bu gidişle üst katı da yetersiz kalacak sonuçta artık bütün bina sarmaşıklar misali kitaplarla kuşatılacak galiba. Malum güzide şairlerimizden Hilmi Yavuz’a hanımı; “Hilmi evdeki kitaplar sürekli […]

Balığı çürütmek, Marmara’yı çürütmek demek!

Bazılarına göre evliya, bazılarına göre enayinin önde gideniyim. Yaptığım işi öğrendiklerinde, “ne diye uğraşıyorsun?” diyen de var, “bravo, helal sana” diyen de… Sahi ben ne yapıyorum? Denizin dibinden topladıklarımı satarak hayatımı kazanırım. Belki tamamını değil ama, hatırı sayılır bir kısmını derin karanlığın dibinden söker alırım kazancımın. Dibe takılmış olta kurşunlarını toplar, çıkarır ve satarım. Ara […]

Van Gogh’un Silahı

Tamam politikaya karışmayız. Devletin işlerine hiç karışmayız. Hele ortalık bu kadar karıştığında hiç karışmayız. Karışmadık da. Olan oldu, seçilen seçildi; bir daha. Biz daha kavgasız harala güreleden uzak günler olsun yeter bize diyoruz. Gömülelim kitaplarımıza keyfimize diyoruz, biraz da essin Allah rızası için. Tek göreceğimiz silah yukarıdaki gibi olsun diyoruz. Ne F – 35 ne […]

Orta Çağ’ın Yaramaz Kedilerine Ek

CURSED BE THIS CAT FOR PEEING OVER MY BOOK! (© COLOGNE, HISTORISCHES ARCHIV, G.B. QUARTO, 249, FOL. 68R Geçen hafta Orta Çağ el yazmalarındaki kedi illüstrasyonlarından ve bir el yazmasının üzerinde pati izlerini bırakan kediden bahsetmiştik. Bu hafta bu konuya dair kısa bir bölüm daha eklemek istedik. Bu haftaki konumuz el yazmasını mahveden kediye lanet […]

Eski ve Yeni Filmler

Ne zaman bir dostum konuyu sinemaya getirip, yeni bir aksiyon filminden filan bahsedecek olsa, kendimi, takip ettiği yeni edebiyatçılar sorulduğunda “valla ben daha eskileri bitiremedim ki” diyen Haluk Oral gibi hissederim. Yani tüm o Douglas Sirk melodramları bitmiş, belli başlı B filmleri izlenmiş, tüm sessiz hazineler keşfedilmiş, Topaz ya da Esrar Perdesi gibi merak ettiğim […]

Orta Çağ Kedileri

Bu hafta en sevdiğimiz konuları birleştiriyoruz: Kediler, El Yazmaları ve Orta Çağ. Bildiğiniz üzere, internet kedilere bayılıyor! Sosyal medyayı aktif olarak kullananlardansanız, en az 10 kedi resmi yahut videosu görmeden günü geçirmeniz mümkün değil. Bu minik, oldukça sevimli, çoğunlukla tekinsiz hayvanlarla ilişkimiz çok eski çağlara dayanıyor. Söylenen o ki, insanlar tarıma geçtiklerinde onları fareler, fareleri […]

KOLEKSİYONUN NAZAR BONCUĞU – İNCUNABLE (BEŞİK BASKI) KİTAPLAR

Yazma eserlerin görsel güzelliği bambaşka bir dünyadır. Yazmadan basma aşamasına geçildiğinde ise; basma kitapların görselliği önceleri yerleşik beğeni düzeyini muhafaza etmek maksadıyla  yazma eserlerin görünümüne benzetilmişlerdi. Kitap basımının dünyadaki ilk örnekleri malum Gutenberg baskılarından itibaren 16. yüzyıl başlarına kadar, matbaanın emekleme devri kabul edilegelmiştir. Kitabiyat literatüründeki adı ile İncunable kitaplar  1501 yılına kadar basılan bütün […]

Osman Hamdi Bey’in Çocuk Mezarları Önünde Yaşlı Adam Tablosu

Güneydoğu Anadolu‘nun hangi köyünden gelmişti, şimdi hatırlayamıyorum. Abisi, sevdiğim bir lokantada garsondu. “Gel oğlum” demişti, “burada iş var, hiçbir şey yapmazsan iki bulaşık yıkarsın”. İstanbul’a geleli altı ay kadar olmuştu, mutfakta başlamıştı ama baktılar ki yapamıyor, abisinin hatırına sahaya almışlardı. Abisi iyi bir garsondu, neyi nasıl içerim -hayır burada malum Ramazan’dayız diye otosansür uygulamıyorum, Şaban’da […]

Umberto Eco Da Sırtını Kitaplara Dayamıştı

Efendim geçen hafta kitapları karalamayın diye nazik ikazlar yapmıştık ya, hemen sonrası günlerde bir arkadaşımızın mesajı ile izleme fırsatı bulduğum kısa bir haber çekiminde, Gülün Adı ile bizleri ortaçağ kitap dünyasında dolaştıran müteveffa Umberto Eco üstadın, kitapların kendisi için ne anlam taşıdığını anlattığını duyunca; -işte budur, dedim. Eco o kısa söyleşide bütün dünyasını kitaplara borçlu […]

Marilyn Monroe’nun kütüphanesi

Sanatçıların, okuryazarların kütüphanelerine göz atmak, tüm listeyi incelemek! zevkli iştir. Aşağıda Seyfettin beyin anlattığı kütüphane ve entelektüellerin hikayesi ile karşılaştırınca mahcubiyet söz konusu. Ama işte ‘Entel Bülten’ ismi de oradan geliyor. Niye Entelektüel Bülten değil? İşte bu sebepten. İnceleyeceğimiz kütüphane Eco veya Chomsky değil Marilyn Monroe’ya ait. Hiç öyle kaşlarınızı müstehzi kaldırmayın, gerekirse Seda Sayan’ın […]

Çekirdekçi

Efendim, şu anda bu yazıyı okuyanların bir kısmıyla tanışıyoruz, diğer kısmıyla ise umarım birgün biryerlerde karşılaşacağız.  Malumunuz, bu kelimelerin yazarının soyadı “Çekirdekçi”dir. Memleketimizde bu çokça rastlanmayan soyad için her zaman gündüz düşleri kurmuşumdur, örneğin büyük dedemin yeni kurulan Cumhuriyet’in ilk bilim insanlarından biri olduğu, devletimizin kısıtlı imkânlarıyla Almanya’da tahsil gördükten sonra, büyük bir vatan sevgisiyle yurdumuza […]

Kitapları İcazet İle Okumak ve Koleksiyon İçin El Almak

Geçenlerde tesadüfen izlediğim bir tv kanalında bir yazar; gençlere kitap okumaya dair kendi tecrübelerinden hareketle nasihatler veriyor ve şöyle diyordu: “önemli bulduğunuz yerlerin altını muhakkak önem sırasına göre çizin!. Yanınızda üç ayrı renk kalem olsun, birincil önemli yerleri kırmızı ile, ikinci derecede olanları mavi ile, üçüncü derece önem taşıyanları da mesela yeşil ile satırların altını […]

Banksy

Daha evvel bahsetmiştik kısa da olsa bu hınzırdan. Hakikaten hınzır mı demeli afedersiniz fırlama mı? Şeytan çekiçi diye de bir laf vardı bizim çocukluğumuzda. Öyle biridir, şeytana papucu ters giydiren de derler ama şeytanın ayakkabısı filan karışık işler. Efendim, bu adamın adı Banksy diye geçiyor, asıl adını soyadını bilmiyoruz, bir iki tahmin var. Hatta kafayı […]

Nosferatu

Küçük bir cep ofisimin bulunduğu Sirkeci’den Marmaray’a bindim. Her zaman kullandığım, Sirkeci Gülhane’nin arkasında olan girişi kullandım, birkaç dakika treni bekledim, şimdi oturuyorum ve okumakta olduğunuz yazıyı yazıyorum. Yanımdaki adam Drakula’nın eski bir baskısını okuyor. Değer mi, soruyorum. “Beklediğim gibi başlamadı, filmler daha etkileyici galiba” diyor. Nosferatu’yu izleyip izlemediğini soruyorum, izlememiş. Efendim, malumunuz, Bram Stoker’ın […]

Yüreğimizdeki Kitap Sevgisi

İnsan hayat içinde tutkuları olan bir varlıktır.  Tutkular bir bakıma insan ruhunu besler. Tutkuların olumlu olması, güzellikler barındırması kişiyi mutluluk ekseninde sabit kılarken, tutkuların kötücül bir saplantıya dönüşmesi de o kişiyi mutsuzluk kuyusuna yuvarlayabilir. İşte olumlu tutkuları eski bir kelime olan “hased”den ayıran taraf burasıdır. Böyle biraz felsefeye dokunan bir girişten sonra, biz yine koleksiyon […]

Bu Yüzyılın Sonu

Geçen günlerde Ayı Ahmet abimiz öldü. Eski semtin kabadayısı. Mert, komik ama çok mert ve çok komik, gözleri gülen bil hakkın mahallenin dayısı idi. Kız kardeşim 13-14 yaşlarına geldiğinde ‘Ekber’in kardeşi, var mı bi durum. Var mı asılan filan? Kırayım kafasını, hemen gel ayı abine söyle!’ demişti. Akşam sevinçle gelmişti, anlatmıştı. Sonra Ayı’ya sorduğumda, ‘ne biliim […]

Pandoranın “Müzik” Kutusu

Kendi başıma gidip satın aldığım ilk plağı daha dünmüş gibi hatırlıyorum. Şişli Camii arkasındaki pasajdan 8 liraya aldığım üzeri kırmızı beyaz “sahibinin sesi” etiketli  Kamuran Akkor-Vasfi Uçaroğlu grubunun Aşk Eski Bir Yalan’ı. O zamanlar plak alırken kullanılmamış alma garantisi olmadığı için annem plağın üzerinin çizik olmadığına emin olmadan para vermememi sıkı sıkı öğütlemişti. Babamın 1958’de […]

Aramızdaki Katiller

Tam seksen sekiz yıl önce bu yazının yazıldığı gün olan 11 Mayıs’ta Fritz Lang’ın ilk sesli filmi M’in Berlin prömiyeri yapıldı. M, alçak bir suçlunun, bir çocuk katilinin hikayesini anlatır. Cinayetlerin işlendiği şehirde korku ve paranoya arttıkça seri katili bulamayan emniyet teşkilatı üzerinde ciddi bir baskı oluşur ve polis, nihai çözümü yeraltıkbe dünyasında bulur. Yıllar […]

Bir Yazma Eser Basılınca Neden Dağıtılmaz?

Yazma eserler konusu gündeme geldiğinde, en önemli hususlardan biri eserlerin  adetleridir. Söz konusu yazma tek nüsha mıdır? Müellif nüshası mıdır. Telif ya da tercüme midir? Nüsha farkları var mıdır? Detaya inildikçe liste uzar gider. Özellikle ünik tabir edilen yazmalar için nice zamandır birbirinden güzel çalışmalara imza atan bir kurumumuz var: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. […]

Koleksiyonerlik Ruhunu Besleyen Unsur: Tutku İle Sevmek

Öncelikle geçen hafta bilgisini verdiğimiz Memluk Mushafı, yazımda beyan ettiğim özelliklerine yaraşır bir çıtada satıldı. Kuruşu Kuruşuna şöyle bir fiyat: GBP 3,724,750. Eh olacak o kadar. Tam anlamı ile baş yapıt bir koleksiyon parçası ne de olsa. Buradan hareketle bir hususu düşündüm,  bu eseri sahibi olan koleksiyoner bunun benzeri bir eseri bulmak için mesela  bu […]

Timbuktu

Geçen hafta Timbuktu ile ilgili bir şeyler daha yazarız diye ağzımızdan çıktı. Bir baktık Cumartesi olmuş, kim okuyacak araştıracak da iki üç satır bir şeyler yazacak. Zaten bilgimiz, şeyimiz sınırlı. genelde başlıyoruz uzun uzun yazarız diye, fenalık geliyor yazacağımız bitiyor. Araya bir resim, bir karikatür bir iki başlık öyle toparlıyoruz. Hep şaşkınlığımızdır zaten; köşe yazarları, dizi […]

Yürüyüş

Batıl zor zamanları kollar. Kimi akla gelmeyecek adaklar tasarlar, kimi olmayacak alışkanlıklar geliştirir. Ne de olsa, insanoğlunun hayal gücünün ucu bucağı yoktur. Werner Herzog, 1974 yılında rehberi, dostu Lotte Eisner’in hasta yatağında ölmek üzere olduğunu duyunca, şayet Münih’ten Eisner’in yaşadığı Paris’e yürürse, Fransız Sinemateki’nin neferi bu büyük araştırmacı ve arşivcinin hayatta kalacağı hissine kapılır ve […]

Entel Bülten

Pazar günü yayınladığımız Entel Bülten’de ukalalık edelim derken baltayı taşa vurmuşuz. Pazartesi sabahı da Ziyaver bey dostumuz pek şık bir not ile bize bildirmiş.Şöyle ki; ‘Zagorperestler isyanda’ “iyi haftalar değerli arkadaşlar; Zagor sehven kaptan swing olarak takdim edilmiş; bilginize. en kısa zamanda görüşmek dileğiyle, bâkî selâmlar… Ziyaver Şencan” Kendisine müteşekkiriz. Öncelikle bizim metinlerimizi, bizi adam […]

Önlenebilir Ölüm Sebebi

Öksürüğü ta sokaktan duyulan genç adam nefes nefese muayene odasına girip biraz soluklandıktan sonra, “Doğan abi öleceğim öksürükten, kurtar beni lütfen “dedi. Yakın zamanda kısa dönem bedelli askerlik yapmak üzere Burdur’a gittiğini biliyordum, “herkes gibi sen de koğuştakilerden kapmışsındır bir şey, kaç kişiydiniz odada ?”  diye sordum, sonra da yakın zamanda edindiğim tecrübeye dayanarak “sen […]

Flamingoları Da Vururlar…

Bugün içimden pek bir şey yazmak gelmiyor, aslında ne zamandır böyle ama biraz da bu yüzden bu yazılar yazılıyor ya… Gözümün önüne Aksaray’da avcıların vurduğu flamingolar, zehirlenen sokak köpekleri, Küçükçekmece’nin ve diğer tüm çekmecelerin arka sokakları, bağıran liderler, yükselen kurlar filan geliyor, kurtulamıyorum. Birkaç günlüğüne ailemle Paris’e geldim, Fransız Sinemateki’ne ya da Picasso Müzesi’ne gidememiş […]

Koleksiyon Değeri ve Kevorkian Mushafı

Koleksiyon oluşturmanın para ile orantılı bir ilişkisi var mıdır? Bu soruya verilecek cevaplar; oluşturulacak koleksiyonun içeriği, kapsamı, bulunabilirlik özelliği gibi ayrıntılara göre değişir. Şüphe yok ki şayet bir koleksiyon yapmayı hedef olarak önümüze koymus isek kapılar açılmaya başlar. Ruhi dinginliğin şartları dahilinde kimi zaman uygun bir bütçe ile, kimi zaman karşımıza çıkan bir fırsat ile, […]

Eli Sopalılar

Başlığı görüp 3. sayfa haberi bekleyenler yanılıyorlar. ‘Halaybaşı kim olacak kavgasında iki mahalleyi çevik kuvvet ayırdı!’ veyahut ‘damadın arkadaşları hazırlıklı gelmiş’ filan gibi. Son günlerde bu tip fazla örnek vermek istemiyoruz, çünkü içimiz acıyor vuku bulanlardan. Başlık Doğan Hızlan üstadımızın Ocak 2000 tarihli bir köşe yazısından. ‘Bildiğiniz üzere – belki de bilmiyorsunuz- müzayedeye katılanlar ellerine, […]

Prinkipo’da Hayaller

Bugün, İstanbul’da Atatürk’le ilgili çok önemli eşyalar ve evrakların satışa çıkacağı bir müzayede gerçekleşecek. Bu önemli etkinlikteki kıymetli parçalaradan biri, erken dönem Cumhuriyet’i fotoğraflayan Jean Weinberg’in Atatürk portresi. Weinberg’in çalışmalarını bilirdim ama yukarıda gördüğünüz ve koleksiyonumda olan Troçki’nin Büyükada Arap İzzet Paşa Köşkü’nde, günlük rutini olan okuma yazma işlerini yaparken çekilmiş bu oldukça bilinen fotoğrafının […]

Bir Şairin El Yazma Mektubu Kaç Lira Etmeli?

İmzalı eserler toplamak koleksiyon kültürü içinde her zaman önem taşır. Kitap ve efemera müzayedelerinin en güzide parçaları kıymetli imzalar içeren kitap ve belgelerdir şüphesiz. Yazma literatürü penceresinden baktığımızda da özellikle müellif nüshası imzalı parçaların kıymeti her zaman önemini muhafaza eder. Koleksiyon oluşturmanın en keyifli yanı, ilgili nesnenin parasal değerinin yüksek olması ve fakat aynı ölçüde […]

Botanik Bahçesi

Beşiktaş’tan vapura yetişeceğiz. Beş dakika var. İskele’nin içindeki kitapçıya uğramanın ne alemi vardır. Sakallı Lütfü Kadıköy’de bekliyor, fırça tehlikesi ciddi seviyede. Ama kitap çeker dost çeker. Sevgili kardeşim Hayrettin Yıldırım – ki ifflah olmayacak bir kitapperestdir- alıyor içeriye ve elime bir kitap tutuşturuyor. Vapuru da yakalıyoruz. Bir sayfa açıyorum: “Ve ilk defa ağzıma, Kasımpaşa Mevlevihanesinin şeyhi Hazreti Divane […]

Zehirli Kitaplar

Umberto Eco’nun Gülün Adı romanını okuyanlar bilir. Kitapta Aristotle’ın kitabının sayfalarına bir rahip zehir sürer. Böylelikle kitabı okurken parmağını yalayıp sayfayı çevirenler zehirlenip ölür. Tabii kurgu içerisinde hepimize keyif verse de gerçekte zehirli kitap olma ihtimalini çok düşük görürüz. Ancak Danimarka’daki The University of Southern Denmark’ın kütüphanesinde üç tane yazmanın zehirli olduğu tespit edilmiş. Tabii […]

Muallim-i Evvel Aristo Olmadan Eksik Kalır Kitaplar

Nisan başında Twitter ortamında @Britishlibrary etiketlemesiyle bir haber paylaşılmıştı. Paylaşımda Aristoteles imzası içeren bir çömlek parçasından bahsediliyordu. Milattan önce 272 yılında Aristo’nun 60 drahmi vergi ödemek için onay verdiği bir buluntu idi söz konusu olan. İster yazma ister basma bir kitap koleksiyonunuz varsa, içinde mutkala kıyısından köşesinden Aristo’ya dokunan kitap da vardır mutlaka. Aristo bizim geleneğimizde Muallim-i […]

Şair ve Silah

Çok düşündük, silahlar ile ilgili bir şeyler yazmadan evvel. Aslında hoş bir konu değil, ama hikaye ve örnekler romantik ve simgesel. Biz uluslararası piyasalarda ve ülkemizdeki eski kitap, efemera, obje yani koleksiyonluk ve müzelik malzemelerin satış şekillerini koşullarını inceleyip karşılaştırmayı seviyoruz. Öğretici ve eğlenceli buluyoruz. Bazen sinirimize dokunan hikayeler ve gerçekler de ortaya çıkıyor ama… […]

Geçici Bir Müze

Bu satırlar yazılırken Entel Bülten’in “genel müdürü” Ekber Bey New York’ta, eski kitapçıları, müzayede evlerini, kimseciklerin bilmediği kıyıda köşede kalmış lokantaları dolaşıyor olacak. Fırsattan istifade Zergün Hanım’a alternatif bir yayın çıkarma teklifinde bulundum. İsmi “Dantel Bülten” ya da “Özentel Bülten” olarak tasarladım. Zergün Hanım aklımı başıma almamı, bu işlerin öyle göründüğü gibi kolay olmadığını, üstelik […]

Minyatür Almanaklar

Bildiğiniz gibi almanaklar, yılın bayram, yıldönümü gibi önemli günlerini; gökbilim, meteoroloji bilgilerini içeren kitap şeklindeki takvimlerdir. İlk almanak örneği, Babil’de bir tabletin üzerine yazılan, insanların yılın belirli günlerinde neleri beklemeleri gerektiğini anlatan açıklamalarmış. Babil almanağı bu tür metinlerin öncülerinden de olsa, almanakların asıl çokça basıldığı ve alındığı dönem Erken Modernmiş. Hatta, İncil’den sonra en çok […]

Ezgiler Ezgisi

Önemli kararların verileceği seçim hafta sonunda aklınıza ve ayağınıza dolanmamak idi niyetimiz, ve öyle yaptık. Hatta sonuçlar belli olmadan Entel Bülten göndermeyelim diyorduk Ne yazık ki bu hafta bültenimizde Seyfettin Bey’in “Yazmadan Baskıya” ve Profesör Doğan Şenocak’ın “Doktorunuz Diyor ki” bölümleri mevcut değil. Ancak Seçkin Çekirdekçi’nin yazdığı Saatleri Ayarlama Enstitüsü bölümünde New York Kitap Fuarı’na dair […]

Son Bir Kıvılcım Daha

Londra’da 1805’in güneşli bir nisan sabahı, bir umut belki 5-10 dakika bütün kış karanlık bulutların altında gizlenen o parlak yaşam kaynağının nimetlerinden yararlanabilirim beklentisi ile Thames kenarında bir yürüyüş yapmak üzere kendini sokağa atıyorsun. Bu yürüyüş o hayal ettiğin romantik,  temiz havayı doyasıya ciğerlerine çekebildiğin keyifli bir gezinti olmaktan çok sanki bir korku filmi sahnesi […]

Zihin Koleksiyoncusu

Bunları yazmaya başladığım şu saat gibi bir vakitte, bir gece yarısı uyandı, susamıştı. Yarı uyur mutfağa gidecekti ki, telefonundaki cevapsız çağrıları ve mesajları gördü. Geçmiş olmasını diliyorlardı. Önce anlam veremedi, Facebook’ta da insanlar yazmışlardı, bir öğrencisi “ait olduğunuz yere umarım en kısa zamanda dönersiniz hocam” diyordu. Nereye aitti ki? Neler oluyordu? Kendini çimdikledi, yoo, basbayağı […]

Mavi’nin Serüveni

Entel Bülten’in sıkı takipçileri Lapus Lazuli taşından üretilen özel mavi tonunu hatırlar. Bugün Lapus Lazuli de dahil mavinin tonlarını, nasıl üretildiklerini ve kullanıldıklarını anlatacağız. Öncelikle bize çok ilginç gelen bir bilgiyle başlayalım. Homeros’un İlyada’sını okuyanlar ya da metnin çeviri süreciyle ilgilenenler, ‘şarap rengi deniz’ şeklindeki kullanımı hatırlayacaklardır. Birçok çevirmenin nasıl çevireceklerini kara kara düşündükleri yüzlerce […]

Kitapları Ciltlerken Kasaplık Şart Mı?

Geçenlerde yeni bulduğum bir Bulak baskısı Leyla Hanım divanını ebatından dolayı, farklı bir baskı herhalde zannıyla hemen almış idim. Gelin görün ki kitaplığımdaki nüsha ile aynı çıktı. Peki yeni bulduğumu farklı gösteren unsur ne idi dersiniz? Her şeyden evvel ebatı. Kitaplığımdaki eski nüsha A4 boy idi. Yeni bulduğum ise neredeyse A3. Yani benim eski nüsha […]

Sadece El Yazma Alıp Satmak

Hasan Ali Yücel maarif vekili olduğu yıllarda sahaflar çarşısını ziyaret ettiğinde; çarşının hatıra defterine çok güzel bir vecizesini yazar: “insan alacaksa kitap almalı, satacaksa kitap satmalı”. Kitap ve  insan ilişkisine içerden bir yaklaşım bu. Yazma kitapların dünyasına bu vecizeyi bir fener misali tuttuğumuzda unutulmaz kimi portreler karşımıza çıkar. Bunların başında da dükkanında sadece ve sadece […]

And dağlarından Masanıza

Erythroxylum Coca’nın And dağlarından başlayıp günümüzde uyuşturucu kartellerinin eliyle hızlı yaşayıp genç ölenlerin burun deliklerine ama arada da hastanelerde ilaç dolaplarına, Papa’dan başlayarak birçok saygın insanın midesine ve tabii ki bir lezzet olarak çoğumuzun masasına ulaşan hikayesi İspanyolların 15. asırda Amerika sahillerine ulaşmasıyla başlıyor. Yerlilerin çoğunun hayatın zorluklarıyla ve tabii ki bu arada başlarındaki İspanyol […]

Gutenberg İncil’den Önce Ne Bastı?

Alışkanlıklarımızı bazen değiştirmemiz gerektiği gibi, bildiklerimizi de kimi zaman gözden geçirmek gerekebilir. Kitabiyat sahasında da bu böyledir. Efendim malumunuz ilk matbaacı Mainz’li Gutenberg’i hepimiz tanıyoruz. Bir genel kültür ansiklopedisini açıp, “Matbaa” veyahut “Gutenberg” maddelerini okuduğumuzda, sabit olmayan harflerle 1456 yılında Gutenberg tarafından İncil’in basıldığı ve bu baskının her sayfasında iki sütun halinde 42 satırın bulunduğu, […]

Pasolini

Aydınlarını gizemli cinayetlerle kaybedip sonra hatıralarına sahip çıkan tek ülke Türkiye değil. İtalyan yönetmen Pier Paolo Pasolini de 2 Kasım 1975’te faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti. Dövülmüş, ardından kafasının üzerinden arabayla geçilmişti. Katiller hiçbir zaman bulunamadı. Yönetmen, bundan yaklaşık altı yıl önce, 69 Haziran’ını Nevşehir’de geçirmiş, orada Maria Callas’la Medea filmini çekmişti. Pasolini’nin ölümünün […]

Thomas Mann’ın Kütüphanesini Tekrardan Bir Araya Getirmek

Alman yazar Thomas Mann California’da yaşarken oldukça geniş bir kütüphaneye sahipmiş. Daha sonra Amerika’dan ayrılıp İsviçre’ye gitmek zorunda kalınca kitaplarının bir kısmını beraberinde götürmüş, 3500 kitaplık kısmı ise dağıtılmış ve satılmış. Thomas Mann’s House yazarın kütüphanesinin tekrar oluşturulmasının önemli olduğuna karar vererek bu iş için Johnson Rare Books’a başvurmuş. Johnson Rare Books da Zürih’teki kitaplardan yola çıkarak kütüphaneyi tekrar oluşturmak […]

Medrese Yazmalarının Önemi

İstanbul’da sahafların en başta gelen müşterileri içinde çekik gözlü, nazik mi nazik Japon dostlarımız eksik olmaz.  Yaklaşık 30 sene evvelden bu dostlarımızdan birini hatırlamaktayım. Bugün Tokyo Üniversitesi doğu dilleri bölümünde görev yapan Prof. Yoichi Takamatsu, o yıllarda henüz araştırmacı iken; yolu İstanbul Sahafları’na düştükçe, o zamanlar kimsenin ilgi duymadığı medrese kitaplarını toplamaktaydı. Bu hususu sorduğumda; […]

I Married a Witch

Instagram’daki hesabımda (timeregulationinstitute) yaklaşık beş yıldır koleksiyonumdan parçalar, beni etkileyen ya da ilham veren olaylar ve kısa hikayelerimi paylaşıyorum. Kabuslarımdan, zaman makinelerinden, canavarlardan, idamın geri gelmesini isteyen çocuklardan, hüzünlü çocukluk anılarından, gece yolculuklarından, Karda Avcılar’ın hatırlattıklarından, Michael Bolton’un penasından, kesilen koyunların hortlaklarından, Baskerviller’in Köpeği’nden, Sivas Katliamı’ndan, babasına hayran oldukları için kızını öldürmeyen seri katillerden bahsedip […]

Kitaplarınız İçin Destur Ya Kebikeç!

Tılsım nedir az çok haberdarızdır. Velakin kitaplar için bir tılsım bulmaya kalksak konu başka mecralara uzar gider. Kitapların her birinin kendisi birer tılsım zaten. Yine de eski kitap kültürümüzde, özellikle yazmalar dünyasında, kimi zaman cildin üstüne, kim zaman da içindeki ilk sahifeye “Ya Kebikeç”  yazıldığı çokça görülür. Bu ibare aslında kitapların gün yüzü görmediği zamanlarda […]

Fotoğraf

Uzunca bir süredir dolaplarda, kolilerde, salon vitrininin altında, -genelde başka evlerde nevresim, çarşaf, battaniye koyulan- bazaların içlerindeki kitaplarım nihayet geçtiğimiz ay ciddi bir düzene kavuşunca, evde bir şenlik havası oluştu. Artık belirli bir yerde olacak olmaları değildi bunun tek sebebi (bu eşimin önceliğidir), ben de artık daha kolay ulaşabilecektim istediğim şeylere. Teker teker, bir heykeltraş […]

İlk Yazma Eserler Derlemesi: El-Fihrist

Zaman makinası olsa, içine girip tuşlarına dokunup tam 1029 sene evvel Bağdat’a gitsek; o gittiğimiz çağda diyar-ı Bağdat’ta kendi halinde bir esnaf ile karşılacaktık. Hani derler ya eskilerin tabiri ile “her mesleğin bir pir’i” vardır. Işte 1029 sene evvel bizi karşılayacak şahsiyet, bizim kadim kültürümüzdeki sahhafların da piri durumundaki İbn Nedim’dir. Çağlar ötesinden meşhur eseri […]

Tsundoku

Kütüphanesi olan bir insanın “Bunların hepsini okudun mu?” sorusunun muhatabı olmaması imkânsızdır. Bu soruyu soran kişiler genelde bir kütüphane sahibi olmanın tüm kitapları okuma zorunluluğunu beraberinde getirmediğini, kütüphane sahibi olmanın başlı başına bir zevk olduğunu bilmeyenlerdir. Söz konusu kitap alışverişi olduğunda bir kitapperestin okuma, araştırma gibi amaçları olması şart değil; sırf meraktan hiç ilgisi olmayan […]

Limitli Baskılar

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada ve ülkenin okur yazar çevrelerinde bir kitap çok konuşuldu. Tahmin edeceğiniz üzere bu, Yılmaz Özdil’in 1881 nüshası olan ve 2500 TL fiyata satılan “Atatürk” isimli çalışmasıydı. Kimisi fiyatını eleştirdi, kimisi kitabın içeriğinin bir takım eksikleri olduğundan dem vurdu. Şüphesiz bu eleştiriler yerindedir. Kitapta bir bibliyografi, alıntılarla ilgili herhangi bir liste yoktur […]

Yazma Eser Şahsi ve Muhteremdir

Esasen edebiyat tarihi içinde klişe halini almış bir sözü; Servet-i Fünun kadrosundan Şahabettin Süleyman’a atfedilen “sanat şahsi ve muhteremdir” vecizesini, koleksiyon kültüründe, kitap koleksiyonu oluşturmanın bir üst basamağı olan yazma eser toplama ve bunların koleksiyonunu yapmanın anlam dünyasını algılamamız için dönüştürerek yazıya başlık yaptım. Şüphesiz yıllardan beri Entel Bülten okurları şu ya da bu biçimde […]

Lapis Lazuli

Bildiğiniz gibi matbaanın icadından önce Batı’da kitap üretimi manastırların omuzlarındaydı. Manastırlarda el yazısı güzel olan keşişler imtiyazlı bir grup olan kâtipler arasına katılır ve güneşin doğuşundan batışına kadar kütüphanedeki kitapların kopyalarını çıkarırlardı. Bu kâtiplerin tümünün erkek olduğu kanısı tarihçiler arasında yaygınken geçtiğimiz hafta Orta Çağ tarihçilerinden tutun kitap meraklılarına kadar herkesi heyecanlandıracak bir keşif kadınların […]

Tabu

Yaklaşık iki yıl kadar önceydi. Ara ara haberleştiğimiz Amerikalı dostum gecenin ilerleyen bir saati bir mesaj gönderdi: Beni arayabilir miydi? Saat farkını biliyordu, önemli olmalıydı. Koleksiyoner sabretmeyi bilse de, öyle kolay kolay, bir şeylerin olduğunu sezmişse, bekleyemez. Ben aradım. Havadan sudan, yeni ayrıldığı sevgilisinden bahsettikten sonra bizim için esas heyecan verici konuya geldi. “Bak Seçkin” […]

Sahafkent

Haklısınız; bu işin cılkı çıktı. Doğru dürüst göndereceksen, bir düzene girecekse girsin, yoksa yeni yılda işimize, keyfimize bakalım diyorsunuzdur. Mazeretimiz çok, hepsi muteber olmasa da. Son bir hamle ile kalkışıyoruz. Arayıp soran, merak eden, özleyen, cesarete getirmeye kalkan, teessüflerini bildiren herkese teşekkürler. Bir seyahat ve tatil önerisi ile başlayalım:  İskoçya’da Wigtown diye bir yer varmış. Sahafkentlerden biri. […]

Ateş

Gürültüleri artmıştı, daha da kalabalık olmalılardı şimdi. Alevler her yerdeydi artık. Birileri birilerine bağırıyordu. Metin! Behçet! Nesimi Abi! Duman… Seslenecek oldum, yersizdi. Öksürükler, hırıltılar… Nefes alamıyordum. Burun deliklerimi iki elimle kapattım. Bir merdiven basamağına sinmiştim. Zehirlenmiş bir köpek gibi tir tir titreyerek ölecektim az sonra. Ayaklanacak oldum. Ne yapabilirdim? Öksürük durmuyordu. Uyuşma başlamıştı çoktan. Behçet’e […]

Ferdinand

Yok artık çocuk kitabı da yasaklanır mıymış demeyin. Hem de aynı zamanda hem Hitler ve hemi de Franco tarafından. Hemi de bir dövüşçü boğanın hikayesi. İnanmazsanız ya anlatalım ya da kitabın ismini verelim okuyunuz. Efenim, Fernando isimli boğa dövüşten savaştan hoşlanmayan kırlarda dolaşmayı, çiçekleri koklamayı seven bir boğadır. Diğer boğalar gibi kırmızıya saldırıp dövüşten kaçınmaktadır. Diğer […]

Bir Efemera, Bir Anı

29 Ekim 1938 tarihli ‘İzci Yemek Karnesi’ bana bir anıyı anımsattı, sizlerle paylaşmak istedim: Hıfzı Topuz anlatıyor: Cumhuriyet’in 15. yılı, yani 29 Ekim 1938… Atatürk’ü görmek heyecanıyla izci olarak Ankara’ya gitmiştik. Türkiye’nin belli başlı okullarından gelen izci toplulukları oradaydı. Her gün provalar yapılıyordu. Akşamüstü de sokaklara dağılıyor, yeni yeni gelişmekte olan Yenişehir’in caddelerini arşınlıyorduk. En […]

2001: Bir Uzay Macerası

Geçtiğimiz günlerde medar-ı iftiharımız yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Cumhuriyet gazetesine verdiği bir röportajda sürreal detayların filmi daha gerçekçi kıldığını belirtmiş. Öyleyse bugün ben de sizlere sürreal olabilecek bir hikayeden bahsedeyim. Efendim, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde (aslında tam olarak 1964 yılında), genç aktör Keir Dullea, Otto Preminger’in rejisörlüğünü yaptığı “Küçük Kız Kayboldu” adlı filmde […]

Türkiye’nin Hemingway’ı

Gece telefon çaldı, eski bir arkadaş arıyor. ‘ Halikarnas Balıkçısı’nın bana İngilizceye veya Fransızcaya çevrilmiş bir kitabını bulabilir misin, acil? Almanca da olur.’ Buyrun bakalım! Referans sitelere bak, iyi bilen esnafa, meraklısına mesaj at, sırnaş. Google Mogıl, ara; yok. Yahu nasıl olur derken arkadaşım tekrar aradı, ‘Nasıl olur arkadaş! Bu adam Türkiye’nin Hemingway’ı değil mi? Bu adam çevrilmeyecek […]

Kavgacı Piliçler

Geçenlerde bir efemerasever dostum ile aramızda şöyle bir telefon diyaloğu gerçekleşti: -Selam Serhat -Selamlar Abi -Ya sende şu Kavgacı Piliçler ile ilgili bir efemera vardı, hala duruyor mu ? Lazım oldu. -Var abi. Hatta İki tane var, hem eskisi, hem yenisi ! -Ha öyle mi ? Peki ikisini de gönderir misin ? -Hemen gönderiyorum Abi […]

Guguklu Saat

Saat üç’ü geçmiş olmalı. Sabaha yakınız. Dışarıda iki sarhoş Delilah’ı söyleyerek geçiyor. Bir an tedirgin oluyorum: Sivrisinek vızıldamasına uyanan eşim gözkapaklarını oynatır gibi oluyor, ama çok şükür, uyanmıyor.  Demek tüm gün yorulmuş. Oda küçük değil ama büyük de sayılmaz. Karanlık. Adamların sesleri şimdi biraz daha uzak ama hala, bizim sokakta olmalılar. Bir ara duruyorlar. Bilmediğim […]

Timbuktu: (Afrika)

Timbuktu Paul Auster’in bir romanın adı. Okumaya başlayınca, bir köpeğin gözünden kulağından ağzından anlatılan bir şeyler olduğunu öğreniyoruz. Sonra Batı’da ‘Timbuktu’ya gitmek’ tabirinin ‘Kaf dağının ardı’ ile ‘ta cehennemin dibine’ arasında anlama geldiği farkettik. Ama Timbuktu, hoş, kulağa ritmik gelen bir kelime, bir isim;  kurcalamaya devam ettik ki, iyi ki etmişiz: Timbuktu yazmaları olarak bilinen […]

Rick

Siz hiç yüz yüze karşılaşmadığınız, elini sıkmadığınız, oturup karşılıklı çay kahve bile içmediğiniz birisini dost gördünüz mü? Rick bir marangoz, şair, sahaf, heykeltraş idi. Michigan’da, küçük bir kasaba olan Three Oaks’da yaşardı. Kendisini tanımama vesile olan şey, kitaplardan yaptığı harikulade sanat eserleriydi. Yüzyıllık Yalnızlık için müthiş bir ahşap kutu yapmıştı mesela, üzerinde silik bir Macondo […]

Ponzi Düzeni

Bu Çiftlik Bank hikayesini ne zamandır takip ediyoruz, ve aklımıza ağzımıza geleni söylüyoruz. Bizim milletin ne kadar keriz (afedersiniz ama yani) az gelişmiş, küçükbaş ve saire sıfatlara layık olduğunu filan. Tamam ama bir dakika;  bu tip işler çok eski ve Batı kaynaklı imiş. Bizde bilinen adı Saadet Zinciri malum; yurt dışında ise 1919’da Amerika’daki bir postane […]

Hazzo Pulo Pasajı

Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan pasajların belki ya sonuncusu, ya da sondan bir öncesidir, Hazzo Pulo. İstanbul’da üç kapısı bulunan az sayıdaki pasajlardan biridir. Avlusunun tabanı yuvarlak çakıl taşları ile kaplıdır. Bunlara ‘koine’ deniyormuş, bozuk paralara benzetilerek, ya da belki tersi, bilemiyorum. Özellikle kışın karında – yağmurunda üzerinde yürümekte zorlandığım bu avlu ve onu çevreleyen binaları ile […]

Holywood Fotoğrafçıları

Clarence Sinclair Bull, Eugene Robert Richee, Ruth Harriett Louise, George Hurrell, Otto Dyar, Robert Coburn, Jack Freulich, Elmer Fryer… Değerli okurlar, bu isimlerin hiçbirinin kulağınıza aşina olmadığını tahmin ediyorum. Oysa bu fotoğrafçılar, Hollywood’un altın çağı olarak kabul edilen dönemin en önemli bölümününde, Marlene Dietrich’ten Rita Hayworth’a, Louise Brooks’tan Erich von Stroheim’a, Veronica Lake’den Greta Garbo’ya […]

Seyfettin Özege

Geçtiğimiz günlerde bir kitap müzayedesi katalogu yayınlandı. İstanbul Müzayede’nin 51. Müzayedesi 1 Nisan 2018 Pazar günü yapılacak. Tanıtım bülteninde Özege’de bu kitap yok gibi ibarelere rastladık. Nedir Özege, İzmir tarafında bir otobüs şirketi mi? Kuru incir üzüm ihracatçısı mı? nevi’inden suallere maruz kaldık.  Diğer taraftan 27 Mart Salı günü nadir baskı kitaplar, el yazmaları, eski haritalar ve kartpostalların […]

Jean Cocteau

Geçtiğimiz hafta Amerika’da bir müzayedede  Fransız ressam, yazar, şair ve yönetmen Jean Cocteau’nun yukarıda gördüğünüz bir portre fotoğrafı satışa çıkarıldı. Amerikalı fotoğrafçı Philippe Halsman’ın her daim yaratıcılığından nasibini alan bu karenin eski bir baskısını bulmak maalesef mümkün olmadından 1983 baskısıyla yetinmek için açık arttırmaya katıldım, ancak nispeten yeni bir baskıya göre fiyatı olması gerekenin üstüne […]

Lemi Keskin

Efemera, yıllar hatta çağlar arasındaki değişimlere ışık tutuyorsa, efemeraseverin gözünde daha bir anlam kazanır. Bu nedenle, efemeranın anlam kazanması ve keyif vermesi, güncelin takip edilmesi ile doğrudan ilgilidir. Geçenlerde gazete arşivlerini karıştırırken, 2017’nin ortalarından gecikmiş bir spor haberi ile karşı karşıya kaldık. Haberi o zaman nasıl atladık bilemiyorum, ama olmuş işte bir kere. Tabii bundan […]

Moulin Rouge

Resim sanatına biraz meraklı olanlar, Henri de Toulouse- Lautrec ismini duymuşlardır. Lautrec, Paris gece hayatı, Montmarte’deki kulüpler, şov dünyası kadınları ve en çok da Jane Avril adlı kankan dansçısından etkilenmiştir. İlk fotoğrafta, Lautrec’in orijinal Avril’ini göreceksiniz. İkincisi ise, ressamın hayatını anlatan Moulin Rouge isimli İngiliz filminin Polonya gösteriminde kullanılan afiş. Avril’in ölümünden tam on bir […]

Yorumlarda Sahaflık

Bu sahaflar ile ilgili ekşi sözlükte, çeşitli dergilerde ve dahi sosyal medyada çeşitli yorumlar yapılıyor. Başlıktan anlaşılacağı gibi biz de bir şeyler söylemek isteriz. Ama alıştıra alıştıra… ‘eğer takas yoluyla sahaftan kitap alacaksanız elinizdeki kitap tuvalet kağıdı, sahaftaki kitap ise kutsal kase değerindedir. size, zaten siteden alırsanız kendine kesilecek komisyonu ve kdv tutarını düşer, elinizdeki […]

Galaktik Western

Geçtiğimiz hafta kısaca George Lucas’ı anmıştım (bkz. 09.02.18 tarihli Entel Bülten), bu kez de Yıldız Savaşları’nın pek bilinmeyen ama bence harikulade bir afişinden bahsedeceğim. Lucas’ın bu unutulmaz serisinin ilk bölümü, dünya prömiyerinden tam 13 yıl sonra Sovyetler Birliği’ndeki sinemalara gelmişti. Aslında serinin ikinci filmi olan İmparator (aynı zamanda bir türkücümüzün de lakabıdır), 1988 yılının Şubat […]

Esinlenme ya da İntihal

İntihalcilere iyi haberimiz var! Hiç utanmasınlar, mahcup hissetmesinler. Koskoca Şekspir bile bu işin uzmanı imiş. Epey evvel gündeme gelmiş idi, ‘Venedik Taciri’nin biriyle ortak yazılmış olabileceği seviyesinde.  Son araştırmalarda iş iyice karışmış durumda. Şimdi; şöyle anlatalım: önce intihal nedir onu anlatalım: bildiğimiz araklama, ama el emeği göz nuru, bilgi hazinesini veya kişisel kabiliyet ile yazılmış […]

Koleksiyonerlik Üzerine Kendime Notlar

Koleksiyon yapmaya başlamadan önce, maddi gücü olan herkesin koleksiyon yapabileceğini sanırdım. Zamanla idrak ettim, bir koleksiyoncunun en önemli sermayesi cüzdanının kalınlığı değil, saygın ve güvenilir olmasıdır. Saygın ve güvenilir olmanın da bir bedeli var elbette. Evvela, kişi verdiği sözleri zamanında yerine getirmelidir, ancak sözünde duran kişiye yeni kapılar açılır. Bu yola baş koyanlar araştırmalı, okumalı, […]

Sahafname

Biz kitaplara dönelim. Güzel kitapları kurcalayalım, aklımız erdiğince. Doğan Hızlan üstadın geçen gün yazdığına göre son araştırmalarda durum, ne diyelim; sadece iç çekiyoruz. Hep aynı şeyleri okuyoruz, yazıyoruz. On sekiz yaş üstü bin kişi ile yapılan araştırmada ayda bir gün kitap okuma oranı % 11.2, her gün değil ayda bir gün. Günde 3 buçuk veya daha fazla saat […]

Saul Bass

Sinema tarihini az çok bilenler,  Amerika’nın sinema başkenti Hollywood’da başarının, işin finansal boyutuyla doğru orantılı olduğunu bilir. Hollywood’da güzel, yetenekli, varlıklı, çalışkan olmanızın hiçbir anlamı yoktur, eğer bunlar gişeye yansımıyorsa. Bu kural nadiren bozulmuştur ve hepimizin bildiği gibi, istisnalar da kaideleri bozmaz, 20. Yüzyıl grafik tasarımının en önemli isimlerinden  Saul Bass (1920-1996) olsanız bile. Bass, […]

Botokslu Develer

Öncelikle özür dileriz, böyle bir mesaj kapağı yaptığımız için. Ancak iki sebebi var: Bir: ilgi çekmeye çalışıyor olabiliriz. İki: hep batıdan kitap kütüphane filan haberleri veriyoruz. Kardeşim biraz da doğuya dön bak diyenler oldu. Biz de dönüp baktığımızda içiniz karartmamak için böyle bir haberin yorumunu yapalım dedik. Efendim, Suudi Arabistan’da deve güzellik yarışmalarında bir sıkıntı […]

Harp Esirleri

Harp Esirleri, 1946, Bernard Lancy, 160 x 120 cm., Taş Baskı  Seçkin Çekirdekçi Koleksiyonu. “Eğer dünyada bir tek filmi kurtarmak zorunda kalsaydım, bu Harp Esirleri olurdu” der Orson Welles, Jean Renoir’in ünlü filmi için. Yönetmenin yedi kez uçağı düşürülüp yedi kez esir alınan ve yedi kez firar eden Fransız savaş pilotu dostu Armand Pinsard’ın Birinci […]

Çalınmış Kitaplar Avı

İrlanda’nın ilk kamu kütüphanesi Marsh’s Library ‘Çalınmış Kitaplar Avı’ diye bir sergi yapmış, açıldığı yıldan itibaren ilk 133 yılında çalınmış kitaplarının sayısını 1185 olarak tespit ederek! İlk zamanlarında kitap ödünç alma sistemi yokmuş, ‘kafes’ tabir edilen bölümde okurmuş insanlar. Ama yine de götüren götürmüş. 1766 ila 1840 arasındaki stoklar kontrol edildiğinde durum ortaya çıkmış, 1185 adet 133 e bölünce […]

Aydın Boysan

Aslında bu kez, geçtiğimiz yıl koleksiyonuma eklediğim bir iki ilginç parçadan bahsetmek istiyordum ki, ardarda gelen iki vefat haberiyle sarsıldım. Münir Özkul, hiç şüphesiz, yaşarken de hak ettiği saygınlığı gören bir efsaneydi. Kendisiyle ilgili daha çok çalışma yapılmış olsun, şöyle uzun bir nehir söyleşisi olsun isterdim. Artık bugün Özkul’la ilgili en büyük tesellim, toplumumuz nezdinde […]

Duvardan Geçen Adam

80’li yılların ilk yarısını hayal meyal bir televizyon ekranından hatırlarım, haberleri seyreden beş altı yaşlarında bir çocuk ve Kenan Evren, ekranda, hep bir bildiri okumaktadır. 1986 yılının bir sonbahar sabahı ülkemizin ikinci televizyon kanalı olan TRT 2 açıldığında duyduğum heyecanı bugünkü ülke nüfusumuzun yarısı (kesin bilgi: TÜİK verilerine bakıldı) anlayamaz. Tamam, belki “Zeki Müren de […]

İsimler

Geçen hafta Grace Kelly’nin kitaplarından bahsederken nazire yapmış gibi olacağız ama ne haddimize! Yine de sizlere bir gösterelim dedik. İlk Amerikan baskısı, hatta içinde Amerikan mahkeme kararının bir kopyası da var. Gençliğimizde, Mahkeme kararı ile diye filim afişlerinin üstüne ilaveler yapılırdı. Dünkü müzayedemizde bir kitapsevere hediye ettik! Şimdi KHK kararı yapıştırılıyor mu? Bu arada Prenses Kelly’nin oğlunu Philip […]

Malta Şahini

Ne zaman Humphrey Bogart’ın başrolünde oynadığı Malta Şahini adlı polisiyeyi izlesem, aklıma filmin çekilmesinden dört yıl sonra, tam 6 Ağustos 1945’te, Hiroşima’ya atılan ilk atom bombası gelir. Tasarımcı Robert Serber, film sever bir bilim insanı olmalı: Bombaya, şeklinden ötürü, ad olarak bu filmdeki bir karakterin lakabını vermiştir. Değil bahse konu karakteri canlandıran Elisha Cook, Jr., sinema sanatıyla uzaktan […]

Charles Baudelaire

Uyuşturucu müptelası, frengili, feci bir mirasyedi, genelev ve fahişe gezgini, şiirlerinin bir çoğu mahkeme kararıyla yasaklanmış biri. Ancak Les Fleurs du mal yani Kötülük Çiçekleri isimli kitabı sanat ve edebiyat dünyasını 19 yüzyılın sonundan itibaren fena halde etkilemiş görünüyor. Sembolizm’in doruk-lara ulaştığı ve T. S. Elliot’un ödünç aldığı, diğer tüm akımların 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar bir ucundan […]

Bulvar Bülteni tarzında devamla: Monako Kulübü (origark) başkanı bu tabloları kaça almış kaça satıyor!

Durum çok karışık. Hürriyet gazetesinde Ertuğrul Özkök konuya değinmiş ama konu çok boyutlu ve katmanlı. Dmitry Rybolovlev, Rusya’daki bütün gübre fabrikalarını filan satıyor. 3 buçuk milyar dolar ile Monako’ya geliyor, ve tabiatı ile çok kıymetli bir vatandaş oluveriyor (yoksa 7.5 mu?). Futbol kulübünü 2011’de satın alıyor.  Ve satın aldıkları arasında Onasis’in varislerinden şirketler ve Ege denizinde […]

Kara Mamba / The Black Mamba

Şimdi bu Kara Mamba da nedir diyeceksiniz, bahar günü. Işık düşmüşken sabah penceresine, güzel bir iki kitap bilgisi veya araştırılacak konu önerisi filan varken nedir bu? Kara Mamba, geçtiğimiz haftalarda müthiş bir basketbol kariyerini sonlandıran Kobe Bryant’ın lakabıymış. 198 cm boyunda, 1978 doğumlu ve kazanılabilecek her türlü şampiyona, -mesela 5 kez NBA şampiyonluğu veya 2 […]

Bir Meslek Erbabı: Celalettin Bey’in Hikayesi

Her zamanki ağırbaşlılığı ve nezaketiyle “Bilirsin bu kapıdan giren ve gömlek diktirmek isteyen herkes bizim için birdir, aynı kıymettedir. El emeğimizi, göz nurumuzu kıymet bilmişler, eşiğimizden içeri adım atmışlardır.” Biraz mahcup oluyorum. “Bilmem mi?” diyorum. “Fiyat kişiden kişiye değil, sadece kumaşın kalitesine göre değişir. Ama bunun bir istisnası genç, iş hayatının başındaki müşterilerdir. Onları fiyatta […]

Koleksiyonerlerin Kaynağı

Koleksiyoncular bilirler, ama herkes bilmeyebilir. Tüm bu eski malzemeler, en nadir ve pahalısından en ucuz ve en garibanına kadar nereden, nasıl çıkarlar, nasıl piyasaya, dükkanlara, müzayedelere gelirler. Kim toparlar, getirir nerede el değiştirir. 150 senelik bir kitap tezgahlara nasıl ulaşır? Ya da Sultan II. Mahmut döneminden Karesi vilayeti Bayramiç kasabası kaymakamının tayin belgesi nereden çıkıp […]

Çizgi Romanların Dayanılmaz Dünyası

Çizgi romanlarla ilgili hemen hemen herkesin bir anısı vardır. Bir dostumuza kulak kabartalım. ‘Hem kerrat cetvelini daha altılara kadar ezberleyemedi hem de harçlığıyla açma çatal yiyeceğine gidip bu kağıt parçalarına yatırıyor parayı Allah’ın cezası’ dedikten sonra Vezüv marka sobanın kapağı büyük kömür maşası yardımı ile aralanır ve o haftaki tüm Teksas, Tommiks, Teks (veya Tex) ve […]

Küçük Prens niye çok basılıyor?

Ortalıkta öyle bir müzayede filan da yok sıra dışı derken, bizim yazı kurulu üyelerinden biri eski bir göz ağrısını görmüş (yeni dilde de söyleyelim, eski bir manitasını görmüş) büyük bir ihtimalle dudağının kenarında küçük bir virgül, sesi titreyerek sormuş: ‘hatırladınız mı beni, 10 – B de arkanızda otururdum?’ Cevap yıkıcı: ‘Nasıl hatırlamam seni, dana gibi […]